onur erol
  • ANASAYFA
    • HOME
  • ARSİV
  • MAIL GÖNDER
  • BENİ TAKİP ET
    • INSTAGRAM
    • YOUTUBE
    • FACEBOOK
    • TWITTER

Hepinize Roma'dan sevgiler. . .
Aslında nereden başlayacağımı ve nasıl devam edeceğimi de ben de bilemiyorum. Garip duygular içindeyim nedenini bir çoğunuz biliyor sanırsam ve bilmeyenler için ise tekrar anlatayım.
Yıllardır hayalini kurduğum şeyin tam da içindeyim şu anda! Yıllardır Roma'da turist gibi değilde oralı olmanın arzu ile yanıp tutuşmuştum aslında...
Ve yaklaşık bir hafta evvel Roma'ya bu hayalimin ilk tohumunu atmak için ayak bastım. Yıllardır turist olarak su yolu yaptığım Roma'da artık uzun bir süre en azından 2 ay kadar ikamet edeceğim. 
Bu yüzden buraya ayak basar basmaz her ne kadar burayı çok sevsemde bir o kadar İstanbul özlemim depreşiyor.
Gezdiğim sokaklar, tanıştığım insanlarda olmasaydı inanın oturup bir kenarda ağlayabilirdim o derece yani :) şükür ki yeni yeni insanlar ile tanışıyorum ve her geçen gün biraz daha şey öğreniyorum. 
Biliyorum ilk haftalar biraz zor geçecektir sonrası ise bilinmiyor.
Ama şunu söyleyeyim beni merak etmeyin her ne kadar yakınsamda iyiyim buralarda eh dile kolay memleketimden apayrı bir yerde yaşamaya çalışıyorsun haliyle zor olacaktır. 
Biliyorum çok merak edenler var yaşadığım lokasyonu ve bşr haftamın nasıl geçtiğini işte bu yüzden bu post ile karşınızdayım. 
Roma'da San Lorenzo denilen bölgede ikamet ediyorum. Bu bölge Termini tren istasyonuna yaklaşık yürüme ile 10 dakilalık mesafede. Burada ikamet etmemin nedeni çok fazla turist görmek istemediğim ve okuluma yakın olmak içindi ve sanırsam bunun için doğru karar almışım.
Burası her ne kadar yürüme mesafesinde olsada ben sürekli şehir içine giderken otobüs ve metro kullanıyorum. 
Burada her yer ne kadar yürüme mesafesinde olsa da belli bir zamba sonra o yollar gözünde büyüyebiliyor. 
Ayrıca madem buradayım bu yüzden abonman bileti hahibi oldum. Abonman biletleri ile dilediğiniz kadar otobüs, metro ve tramway kullanabiliyorsunuz yani bir limiti yok. Bu yüzden de ulaşım olayını güzel bir şekilde çözmüş bulunaktayım.

İkinci çözmüş olduğum konu şse şüphesiz telefon hattı idi gerek internet kullanımı gerek ise arama yapmak için Türkiye hatları ne kadar özel kampanlar sunmuş olursa olsun belli bir zaman sonrasında bu ciddi anlamda büyük bir masrafa gireceğinden dolayı ilk olarak buraya ait hat edindim. Ayda 9 Euro'ya 29 GB internetim var ilk olarak hattınız yok ise toplamda 30 Euro ödmeniz gerekiyor. 
San Lorenzo, bahsetmiş olduğum gibi çok fazla turistik bir bölge olmasa da buranın kendine has özellikleri var. 
Genel olarak öğrenciler çok olduğu bu bölgede Roma'nın yerlileri yaşıyor ve bu yüzden de şehrin içindeki turistik yerlerden daha ekonomik.
Buradaki sokakların hemen hemen hepsi demiyorum genelde öyle grafiti ve resimlerle kaplı! Öğrenci yoğunluğu olduğu için neredeyse sabaha kadar sokaklar full dolu ve her yerde gecenin geç saatine kadar açık.
Genel olarak sanat burada çok fazla! 

Gündüz saatlerinde çok sakin olduğu için ilk bir haftamı özellikle Roma'yı merak edenler için bolca turistik yerlere ayırdım. Gelen talepler doğrultusunda da bu gezmelerim devam edecek bu yğzden instagram'dan bolca storylere göz atın. 
Genel olarak TL'nin Euro karşısında bir değeri olmadığı için ve ben de burada artık turist olmadığıma göre buna göre hareket ediyorum. Yani bir kahveye 3-5 Euro para vermek istemiyorum. Bu yüzden de daha lokal yerleri keşfedip ona göre hareket ediyorum. Öğlen ve sabah yemeklerimi muhakkak marketten alış veriş ( çok güzel sandviçler var ) yaparak geçiriyorum. Bunu dışında evim için de alış veriş yaptım sabah sabdviç yapmak için çeşitli peynirler ve içeçek depoladım :) 

Hemen hemen hergün Kolezyum'a gidiyorum  nedeni ise orada Coming Out adında güzel bir kafe var ve arkadaşlarım orada çalışıyor. Hem italyancamı geliştirmek hem de yeni yeni insanlar tanımak için günün belirli periodlarında soluğumu orada alıyorum. Geri kalan zamanlarımda ise malhallemdeyim. 

Bir haftalık Roma hikayem böyle pazartesi gğnü ise yepyeni bir deneyim başlıyor benim için! Yani Pazartesi okula başlıyorum. Bakalım önümüzdeki hafta burada hangi saturlara yer vereceğim? 
Hepinizi tek tek selamlıyorum. Haftalık çıkarmamın fotoğrafları altta yer alıyor. 
Sevgilerimle, Onur 









































Uzaklaşmak istersin bazen kendi kabuğuna çekilip herşeyden. . .
Kimsenin sana ulaşamayacağı yerleri mesken etmek istersin ya hani işte öyle! Gerçekliği arar durur, sorgularsın, sorarsın hep kendine neden diye; nesin, neredensin kimsin sen?
Bir an gelir yollara vurur bir iz peşine düşer durursun.

Pervane misali döner de durusun.
İşte benim hikayem de böyle!
Her aldığım yaş kalıbında herşeyden biraz daha uzaklaşmak istemem de bundan. "Ne ararsın" diye soranlara artık açık açık "kendimi arıyorum" demem de ondan.
Arayan bulurdu elbet! 
Sonunda ben de buldum kendi özümü bir dağın tepesinde yapayalnız, kimsesiz ve sakin dolaşırken.
Ayaklarım yalın, ruhum temiz ve duygularım son derece naifken anladım niyetimi. . .
Bir şarkı çalıyordu patika yollarını aşarken ben Pokut yaylasının.
Ben o toprakların çoçuğuyum, anam mavi babam ise yeşil. 
Ezbere değilmiş aşka dair dinlediğim ağıtlar, türküler çizdiğim resimler de üstelik. 
Benden önce geçip gidenlerin bıraktığı bir mirasmış Aşk. 
Ben de onlar gibi ağıtlar eşliğinde aşktan öleceğim. Göğsümü gere gere tek suçum Aşk diyeceğim.
O yağmura, o yeşile, o maviye ve o toprağa emanet edilecek bedenim birgün. . .
Yüreğimin sesi budur dostlar, türküsü ise fonda çalan. . . 


Herkese merhaba, geçtiğimiz ay gitmiştim memleketime yani Rize'ye. 
Uzun zaman olmuştu İstanbul'a göç edeli, İstanbul'un kaosu, büyükşehirin büyüsü ve hayatta kalma savaşı içindeyken unutmuşum özümü. . . 
Yeşilin ve mavinin binbir renginin buluştuğu köyümü, taze çay kokusunda sohbeti ve sıcacık bir babaanne sarılışını özlemişim. 

Dile kolay yirmi yıl geçmiş üzerinden, doğduğum topraklar benim kıyısında çakıl taşları topladığım masum ve yalın memleketim bıraktığım gibi değildi.
Her gelişmekte ve yenilenmekte olan yerler gibi günün şartlarına ayak uydurmak durumunda kalmış. 
Yeni jenarasyonlar gelmiş ve yaşıtlarımın hemen hemen hepsi birer birer göç etmiş aynı bizim gibi...
Her ne kadar hüzünle voltalasam da caddelerimi yine mutluydum ve artık aitlik hissini anlamıştım orada...

YÜKSEK DAĞLARA DOĞRU
Tüm ziyaretlerimi merkezde gerçekleştirdikten sonra vurma zamanıydı yollara en tepelere, dağlara...
Zaten kalabalıktan sıkılmış olan bedenimi gizlemeliydim ağaç gölgelerine! 
Yarım kalmış bir hikayenin parça parça izlerini bulup tamamlamalıydım ve öyle yaptım.
Pazar'dan çıktım yola ve dağlara doğru, Çamlıhemşin'e doğru...

Huzurun bol kepçeden dağıtıldığı yerdeyim artık. Sahte gülücükler, anlamsız ve sıradan bakışlar gerçek sevgi ile yer değiştirdiği toprakların üstüne yalın ayak basıyorum. 
Nefes alıp, nefes veriyorum ve bunu siz buradaki fotoğraflarda görüyorsunuz. 
Bitti. 


Buralara nasıl gidilir?
Evet benim memleket kokum ama sizde bu kokuyu hissedbilirsiniz buralara gitmek ve yaşamın ne kadar güzel olduğunu ve hayatın aslında ne hoş olduğunu deneyimlemek için.
Yüksek dağlara çıkmak sanıldığından zor değil özellikle günümüz şartlarında :) 
İlk olarak Trabzon'a uçmanız lazım orada indikten sonra hemen havaalanı çıkış kapısından sağ tarafta duran Havaş ile Rize/ Pazar otobüsüne binip yaklaşık 1,5 saat sonra Pazar merkezde iniyorsunuz. 
Pazar benim doğduğum yer eğer burada bir mola vermek ve gezmek isterseniz size önerim Kızkulesini görün, sahilde denize taş atın ve mis gibi Karadeniz'in suyuna bedeninizi emanet edin. 
Ardından herhangi bir lokantaya gidin bir de kurufasülye ve pilavı bizim memlekette yeyin. 

Dağlara yol almak için ise yine meydanda ( kime sorsanız söylerler) Çamlıhemşin dolmuşlarını bulun ve yaklaşık 30-40 dakika içinde çam ağaçlarının mis gibi kokusunun başınızı döndürdüğü yerde inin. 

Nerede Kalınır? 
Çamlıhemşin'de birçok kalacak otel veya pansiyon var. İsterseniz kamp yapabilirsiniz.
Fakat benim kaldığım yere bir bakın belki siz de burada olmak istersiniz.
Ben Ada Bungalovda kaldım.
Çamlıhemşin'in tam içinde o meşhur Şenyuva Köprüsünün hemen altında yer alıyor.
Orada Hidayet hanım var. İster istemez onun ile tanışacaksınız! 
Hidayet sizinle sohbet edecektir, sabahları fazla da olsa bol kepçeden mis gibi kokan tereyağı ve yumurtalı ekmekli kahvaltı sunacak, Akşamları ise memleketin en güzel yemeklerini kendi pişirip sofranızı hazırlayacaktır.
Bunun dışında eğer yaylalara gitmek isterseniz ise de size büyük bir zevk ile yardımcı olacaktır.
http://www.adabungalov.com/
Pokut ve Çat'a doğru...
Çamlıhemşin'e gidilince yayla görmeden inmek olmaz hatta biraz vaktiniz var ise de yaylada konaklamanızı tavsiye ederim.
Hemen hemen her gün günlük yayla turları mevcut.
59 tl ye Çat ve Pokut yaylası, Şelale, Kale ve görebileceğiniz hemen hemen her yerş gezdiren turlar mevcut. 

Bal Yolu. . . 
En güzel bal şüphesiz Çamlıhemşin'in balıdır öyleki osmanlı döneminde sulanların balları bile buradan gider ayrıca bal mumları da özenle toplanıp saray mumları bunlardan yapılırdı. 
Kaçkarların özel balı ile tanışmak ve bu bal yolunu keşfetmek isteseniz sizi Pokutsal.com'un bu etkinliğine doğru alayım. 
http://www.pokutsal.com/program/103/bal-yolu















Daha Yeni Kayıtlar Önceki Kayıtlar Ana Sayfa

INSTAGRAM'DA BENİ TAKİP ET

Bu gönderiyi Instagram'da gör

Onur Erol (@onurollstyle)'in paylaştığı bir gönderi (12 Haz, 2020, 1:38ös PDT)

onur erol

Erkek Moda ve Lifestyle Blogger, mutfakta harikalar yaratırım, yazarım, çizerim ve resim yaparım,

YOUTUBE KANALIMA ABONE OL

TRANSLATE

Arşive Gözat

  • ►  2022 (3)
    • ►  Mart (2)
    • ►  Şubat (1)
  • ►  2021 (12)
    • ►  Aralık (1)
    • ►  Eylül (1)
    • ►  Ağustos (3)
    • ►  Temmuz (2)
    • ►  Nisan (1)
    • ►  Şubat (3)
    • ►  Ocak (1)
  • ►  2020 (30)
    • ►  Aralık (1)
    • ►  Ekim (3)
    • ►  Eylül (2)
    • ►  Ağustos (2)
    • ►  Haziran (2)
    • ►  Mayıs (10)
    • ►  Nisan (4)
    • ►  Mart (1)
    • ►  Ocak (5)
  • ►  2019 (42)
    • ►  Aralık (1)
    • ►  Kasım (9)
    • ►  Ekim (3)
    • ►  Eylül (2)
    • ►  Ağustos (4)
    • ►  Temmuz (2)
    • ►  Mayıs (5)
    • ►  Nisan (3)
    • ►  Mart (6)
    • ►  Şubat (4)
    • ►  Ocak (3)
  • ►  2018 (25)
    • ►  Aralık (2)
    • ►  Kasım (4)
    • ►  Ekim (3)
    • ►  Eylül (5)
    • ►  Ağustos (1)
    • ►  Haziran (2)
    • ►  Mayıs (1)
    • ►  Nisan (4)
    • ►  Şubat (2)
    • ►  Ocak (1)
  • ▼  2017 (31)
    • ►  Aralık (1)
    • ►  Kasım (1)
    • ►  Ekim (5)
    • ▼  Ağustos (2)
      • Roma'da ilk haftam
      • Yüksek Dağlara Doğru...
    • ►  Haziran (4)
    • ►  Mayıs (5)
    • ►  Nisan (4)
    • ►  Mart (3)
    • ►  Şubat (1)
    • ►  Ocak (5)
  • ►  2016 (61)
    • ►  Aralık (3)
    • ►  Kasım (6)
    • ►  Ekim (8)
    • ►  Eylül (3)
    • ►  Ağustos (2)
    • ►  Temmuz (9)
    • ►  Haziran (5)
    • ►  Mayıs (9)
    • ►  Nisan (4)
    • ►  Mart (6)
    • ►  Şubat (4)
    • ►  Ocak (2)
  • ►  2015 (96)
    • ►  Aralık (9)
    • ►  Kasım (6)
    • ►  Ekim (15)
    • ►  Eylül (10)
    • ►  Ağustos (4)
    • ►  Temmuz (10)
    • ►  Haziran (9)
    • ►  Mayıs (6)
    • ►  Nisan (7)
    • ►  Mart (7)
    • ►  Şubat (7)
    • ►  Ocak (6)
  • ►  2014 (66)
    • ►  Aralık (5)
    • ►  Kasım (7)
    • ►  Ekim (10)
    • ►  Eylül (3)
    • ►  Ağustos (6)
    • ►  Temmuz (2)
    • ►  Haziran (5)
    • ►  Mayıs (3)
    • ►  Nisan (5)
    • ►  Mart (8)
    • ►  Şubat (6)
    • ►  Ocak (6)
  • ►  2013 (51)
    • ►  Aralık (3)
    • ►  Kasım (3)
    • ►  Ekim (5)
    • ►  Eylül (4)
    • ►  Ağustos (3)
    • ►  Temmuz (5)
    • ►  Haziran (4)
    • ►  Mayıs (2)
    • ►  Nisan (7)
    • ►  Mart (2)
    • ►  Şubat (4)
    • ►  Ocak (9)
  • ►  2012 (111)
    • ►  Aralık (10)
    • ►  Kasım (11)
    • ►  Ekim (7)
    • ►  Eylül (9)
    • ►  Ağustos (6)
    • ►  Temmuz (8)
    • ►  Haziran (11)
    • ►  Mayıs (7)
    • ►  Nisan (9)
    • ►  Mart (10)
    • ►  Şubat (13)
    • ►  Ocak (10)
  • ►  2011 (9)
    • ►  Aralık (1)
    • ►  Kasım (1)
    • ►  Ekim (2)
    • ►  Ağustos (1)
    • ►  Temmuz (1)
    • ►  Haziran (2)
    • ►  Mayıs (1)

Popüler Yayınlar

  • Onur Yüksel Ne Giyer?
    Merhaba, bazen kamera karşısına geçmektense işi üstadlarına bırakmayı tercih ediyorum. Onurollstyle olarak takip edilen iyi modelleri ara ar...
  • Detaylara saklanan moda...
    Bugün yağmur var İstanbul'da evde oturup blog yazmak için mükemmel bir zaman şüphesiz,   Moda'nın tanımını Aşk kadar geniş tutuyoruz...
  • Rock The Trend
     Bugün bir Rock Yıldızı gibi dolaştım beyoğlunu kendinden emin asi ve sıradışı! T-Shirt: Born Famous Pantolon:  ZARA Ayakkabı: Puma  Gözlük:...
  • Bana Göre En Başarılı Erkek Model
     "Yahya Doğu Demir" Yahya'nın hiçbir yerde yayınlanmayan bu fotoları ilk kez  onurollstyle  farkıyla sizlere sunmaktan gurur d...
  • CHANGE
    Bazen gitmek isteriz ama gidecek, adımı atacak kadar bile mecalimiz kalmamıştır. Bazen kendimize iyi geleceğine inandığımız tek bir şeyi yap...
  • LACOSTE L!VE
        2012 İlkbahar/Yaz Erkek Koleksiyonunda LACOSTE L!VE stil sahibi erkekleri nostaljik bir yolculuğa davet ediyor: Yaz kampı, Suda Yaşam ve...
  • Sono pazzo per tutto il tempo
    Sono pazzo per tutto il tempo Inoltre in genere preferiscono vestire casual o pazzo :)
  • I LOVE H&M
    I LOVE HM Soğuk havalarda en iyi yapılacak şey kesinlikle sinemaya gitmek. Yeni patlatılmış popcorn ile  vizyondaki filmleri takipte kalmaya...
  • Erkek Adam Ne Giyer?
    Soğuk bir kış günü, sıcacık bir kahve içimi ısıtıyor... Kat kat giyinmek zorunda kaldığımız bu günlerden pek haz etmiyorum. ya hasta olmayı ...
  • Nice - Day 2
    Nice'deki ikinci günümüzde tatilin hakkını vermek için ayrıca hazır önümüzde çarşaf gibi gerilen deniz de dururken günün büyük bölümün...
onurollstyle. Blogger tarafından desteklenmektedir.

FOLLOWERS

SUBSCRIBE & FOLLOW

  • Home
  • Trending
  • _Gadgets
  • _hello
  • contact

Follow Us

  • bloglovin
  • pinterest
  • instagram
  • facebook
  • Instagram

Hello...

Kötüye Kullanım Bildir

Hakkımda

Fotoğrafım
Onurollstyle
Profilimin tamamını görüntüle

Bu Blogda Ara

Instagram

Yeni içerikleri e-postayla alın:
Powered by follow.it
  • Ana Sayfa

Mobile Logo Settings

Mobile Logo Settings

onurollstyle

Designed by OddThemes | Distributed by Gooyaabi Templates